Alperen BAYRAM: Öğrenmenin Büyüsü

İnsanoğlu varolduğu zamandan bu yana hayatta kalma ve hayatını idame ettirmek için kolay ve konforlu yolları arayagelmiştir. Tecrübe ettiği tüm yolları belleğine kaydeden insanlar, bu bilgileri parçası olduğu toplumla paylaşarak hem kendisi öğrenmiş, hem de bu öğrenilenleri çağdaşlarına ve sonraki jenerasyonlara aktararak öğretme deneyimi yaşamışlardır.

İlk çağlardan günümüze, insanoğlu yukarıda bahsedildiği üzere kendi varlığı ve genlerinin devamını sağlamak adına öğrenmenin ve öğretmenin farkına varmış ve bu büyülü deneyim günümüze kadar gelmiştir. Orta çağlarda ve klasik çağlarda genelde öğrenme merkezleri tapınaklarda yapılandırılmış biçimde ve toplumun belirli bir tabakasına yönelik iken klasik çağ öncesi avcı-toplayıcı atalarımız, öğrenme deneyimini kollektif olarak yaşıyor, her birey bulunduğu topluma karşı görevini yerine getirmek adına sürekli yeni yetenekler ve tecrübeler edinmek durumunda kalıyorlardı. Günümüz modern toplumunda ise öğrenme deneyimi artık farklı bir aşamada bulunmakta. Kimi zaman, toplumun ihtiyaç duyduğu temel vatandaşı yetiştirmek için örgün eğitim/öğretim kullanılmakta iken, toplumun gelişmesi adına daha gelişmiş sofistike eylemler için bireyler araştırma-geliştirme metodları ile kendi kendileri öğrenmekteler.

Öğrenmenin tarihi boyunca geçirdiği evrimle ilgili küçük bilgilerden sonra günümüz toplumu ve geleceğin toplumunun öğrenme deneyimleri hakkında kafa yormaya başlayabiliriz. Sizlerin de bildiği üzere günümüzün en büyük bilgi kaynağı internet, ve internetsiz bir gelecek çizgisi düşlemek imkansız! Bu halde halihazırda uzaktan öğrenim, kendi kendine öğrenim gibi internet bazlı öğrenim çeşitlerine gelecekte yenilerinin ekleneceğini düşünmek çok da çılgınca bir fikir olmasa gerek. Gelişen artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamaları şimdiden öğrenme tasarımları çalışmalarında yerlerini almaya başladı. Yüksek hızda bağlantı hızı, her zaman yeniye ulaşma isteği ile insanoğlu gelecekte hayat boyu öğrenme kavramını, sürekli ve anda öğrenme kavramına dönüştürecek gibi görünüyor. Zira tarih bize öğrenen ve öğrenmeye açık toplumların refah seviyesinde ve toplumlar arası yarışta her zaman önde olduğunu göstermekte.

Sonuç olarak, toplumlar geleceklerini gençleri ile inşa ederler, gençler için yapılabilecek en iyi yatırım ise günümüz şartlarını da gözeterek modası geçmiş ve tartışma konusu eğitim sistemlerinden ziyade gençlere yönelik, onların ihtiyaçlarını gözeten öğrenme tasarımları geliştirmek olduğunu söyleyebilirim.

Alperen BAYRAM
Yaygın Eğitim Akademisi

Alaz KOÇ: Öğrendim, Öğreniyorum, Öğreneceğim

“Kendisinden bir şey öğrenilmeyecek, tek bir insana rastlamadım.” –Alain

“Gezip gördükçe cehaletim artıyor.”  –Mehmet Çetinkaya

Gezilerim sırasında mümkün oldukça her zaman couchsurfing kullanmaya gayret ettim. Çünkü bu hayatta öğrendiğim en güzel şeyleri tanımadığım insanlar sayesinde öğrendim. Şimdi size insanlığı nasıl öğrendiğimi ve ön yargılardan nasıl kurtulduğumu anlatacağım.

Yer Romanya Timisoara. Couchsurfing kullanmışım arkadaşımla beraber. Ev sahibinin ismi Csabi.Csabi ile akşam 8’de tiyatro binasının önünde buluşacağız diye sözleştik. Tam 8’de geldi. 8’i 1 geçmiyordu yani. Tokalaşıp tanıştık. Çok kısık bir sesle konuşuyordu. Hava soğuktu onu duyabilmek için şapkamı çıkardım. O kadar kısık. O an arkadaşımla göz göze geldik aynı şeyleri düşündüğümüzü anladım. Farklı bir adamdı Csabi abi  Eve geldik eşyalarımızı bıraktık. Ne yapmak istersiniz dedi. Buranın lokal yiyecek içeceklerini tatmak istiyoruz dedik. Bizi 1718 den beri üretimi devam eden Timisoara birasını içmeye götürdü. Restorant gürültülüydü onu duyabilmek için acı çekiyorduk. Çoğu zaman anlamayıp sadece güldüm. Biraz kültür alışverişi ve muhabbetten sonra eve tekrar döndük. Fizyoterapist kendisi. Evini aynı zamanda ofis olarak kullanıyor. Ev tek oda tek mutfak. Şöyle bir baktım bir tane yatak var. Arkadaşımla gene göz göze geldik. Aha dedim! Alaz 3 kişi aynı yatakta yatacaz. Csabi’yi araya alacağız, Allah ne verdiyse artık. Derken 2 tane çarşaf serdi yere birde çadır matı. Elbiselerinden yastık yaptı kendine. Ben burada yatacağım sizde koltukta dedi. Şekilden şekile girdim. Ben yatayım orda dediysem de izin vermedi. Yani ev sahibi yerde yatıyor size kendi yatağını veriyor. İnsanlığı öğrettiler gene. Üstüne aç mısınız ben bir şeyler yiyeceğim, size de ikram edebilirim. O kadar utandım ki aç olmama rağmen yemek istemedim. Ertesi sabahta karnımızı doyurdu, şehirde gezilecek yerleri gösterdi. Csabi abi farklı bir insan olabilir. Ama yufka yürekli ve bana insanlığı öğrettiğine eminim.

Bu anımda vermek istediğim mesaj aslında şu Csabi hiçbir çaba sarf etmeden bana hayatımın dersini vermişti.

Üniversite yıllarıma baktığım zaman hiçbir şey öğrenmemişim. Yav bir insan hiçbir şey mi öğrenmez. Hayvan sağlığı dışında üniversitede öğrendiğim tekbir şey yok. Benim öğrenme sürecim eğitim yıllarından sonra başladı. Eğer yeni bir öğrenme stili eklemem mümkün olsaydı, sokaktan yada tecrübe ile öğrenme stili diye bir madde ekleyebilirdim. Beni ben yapan, Alaz’ı Alaz yapan tüm özellikleri ben tecrübelerimden öğrendim. En güzel ve kalıcı öğrenme stilininde bu olduğu inancındayım. Tecrübelerimizden yararlanarak iyi veya kötü hiç önemli değil hepsinin bizim bir parçamız olduğunu ve bundan ders aldığımız sürece öğrenmenin sonsuz güzellikte olduğunun farkına varabiliriz. Bir arkadaşımızla kahve içerken ”Aa hadi ya öyle miymiş ” diyerek çok önemli şeyler öğrenebiliriz. Yaygın Eğitim Akademisi eğitim programında da aynı şekilde öğreniyoruz. Eğitmenin bir müdahalesi olmadan katılımcılar belirlenen konu ile ilgili görüşlerini belirtiyorlar. Yani tek bir kaynaktan alınan bilgilere göre değil sonsuz bir kaynaktan alınan bilgilere ulaşmış oluyoruz ve bu şekilde de öğreniyoruz.

“Crazy teacher” diyerekte öğrenmek ile ilgili bu yazımı bitiriyorum: https://www.youtube.com/watch?v=gZzKe1BC2XU

Alaz KOÇ
Yaygın Eğitim Akademisi

Neslihan HİÇDÖNMEZ: Öğrenmenin En Güzel Hali

Her insan farklı şekillerde öğrenir.  Asıl mesele kendi öğrenme yöntemimizi bulmamız… Kendimizi keşfettiğimiz zaman yani nasıl öğrendiğimizi bulduğumuz zaman öğrenmenin en güzel halini yakalamış oluyoruz.

“Öğrenme” doğumumuzla başlayıp hayatımız boyunca süre gelen, bizi biz yapan bir süreçtir. Bizim davranışlarımız, düşüncelerimiz, yeteneklerimiz, tutumlarımız, alışkanlıklarımız hepsi birer öğrenme sürecinin bir çıktısıdır. Bahsettiğim bu sürece bir doğa harikası da diyebiliriz :) İnsanlar ilk doğduğunda, bebeklikte, çocukluk çağında, ergenlikte, gençlikte, 30’lu yaşlarda ya da 80 yaşında dahi olsa nerede olursa olsun ister annenin-babanın yanı ister okul ister sokakta sürekli bir şeyleri öğreniyoruz. Başka ilginç bir olay ise bu öğrenme sürecinin hiç bitmemesi. Hayatımız boyunca bu sürecin bazen isteyerek bazen istemeyerek hep içinde oluyoruz.

Öğrenme yukarıda bahsettiğim gibi çok uzun bir süreçtir. Bu sürecin uzunluğu her yeni bir şey öğrendiğimiz zaman aslında ne kadar az şey bildiğimizi bize her seferinde gösteriyor.

Eğitimlerde ki öğrenmeye gelecek olursak öğrenmenin ve öğretmenin kolay bir yöntemi yaygın eğitimin uygulandığı alanlardır. Öğretmeyi ve öğrenmeyi kolaylaştırma adına bir proje gerçekleştiriliyor. Adı ne mi? Adı; “Yaygın Eğitim Akademisi”.

“Yaygın Eğitim Akademisi” duydunuz mu demeyeceğim eğer bu yazımı okuyorsanız Vopool sitesini takip ediyorsunuzdur ve duymamanız veya görmemeniz de imkansızdır . Yaklaşık bir ay önce yayında olan bir projeydi. Yaygın eğitim akademisi aslında öğrenmeye farklı bir boyut katmaktadır. Ne mutlu ki böyle bir projenin parçasıyım. Proje boyunca bizlere öğretilen bilgileri deneyimleme, aktarma, paylaşma, geliştirme gibi birçok çıktı elde edilmesi planlamakta bu planlar doğrultusunda çeşitli online eğitimler düzenlenmektedir. Online eğitimlere katılmak benim için farklı bir deneyim olmaktadır. Başlangıçta online eğitimlerden ne kadar bilgi edinilebilir ne kadar öğrenebiliriz diye sorgulayabilirsiniz belki ama insan öğrenmek istediği bilgiyi her yerde ve her ortamda öğrenebileceğini düşünüyorum sadece öğrenmeye ve öğretmeye açık olmak ile ilgili bir durumdur :)

Edward Young isimli bir düşünürün sözü aklıma geldi, “Hiç kimseye bir şey öğretemezsiniz, yapabileceğiniz tek şey içlerindeki öğrenme isteğini keşfetmelerine yardım etmektir. “Yukarıda öğrenme sürecinin hayat boyu olduğunu dile getirmiştim. Buna rağmen bazen öğrenemediğimizden ya da öğretemediğimizden şikâyet ettiğimiz zamanlar olur. O zamanlarda hep bu söz aklıma gelir. Öğrenme insanın kendi başına yaptığı bir eylemdir. Bizlere verilen bilgileri biz istediğimiz sürece öğrenebiliriz.

Kolaylaştırıcı olarak görev aldığım eğitim ve atölye çalışmalarında yaygın eğitim kullanmaya özen gösteriyorum. Bu yöntem katılımcılardaki öğrenme potansiyelini açığa çıkarttığına inanıyorum.

İster eğitimde bir katılımcı olalım ister bir eğitimde kolaylaştırıcı veya eğitmen olalım öğrenmeyi öğrenmek veya öğretmek bizim en temel amacımız olmalıdır. Bizler bunun yolunu bulursak öğrenme süreci daha keyifli bir hal almaya başlayacaktır :)

Sürekli gelişen bir dünyada öğrenmeye gün geçtikçe ihtiyaç duyuyoruz. Şimdi Tüm bu bilgileri, deneyimleyerek öğrendiklerimizi bünyemizde tutabilmenin yolunu sorgulayalım. Ben öğrenmeyi kolaylaştıracak yöntemin oyunlaştırarak olabileceğini düşünenlerdenim. Herkes her öğrendiğimiz yeni bilginin buhar olup uçmasını engellemek adına öğrenmeyi kolaylaştıracak bir yöntem bulabilir. Böylelikle hem öğrenme hem de öğretme insanlar için kolaylaşmış olabilir.

Son olarak demem o ki; kendini keşfet, öğrenmeyi öğren, eğlenerek öğren!

Herkese bol eğlenerek öğrenebileceğimiz bir hafta sonu diliyorum. :)

Neslihan HİÇDÖNMEZ
Yaygın Eğitim Akademisi

%d blogcu bunu beğendi: